Günlük yaşamımızda, fırıncıya selam vermek ya da akşam yemeğinde paylaşılan küçük anılar gibi basit konuşmalar, farkında olmadan hayatımızdan siliniyor. Modern dünyanın hızlı temposu, en temel iletişim yeteneğimiz olan “konuşma” becerimizi giderek azaltıyor. Arizona ve Missouri-Kansas City üniversitelerinden iki psikolog, son zamanlarda toplumsal bir iletişim azlığı yaşadığımızı çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Araştırmalar, her yıl kelime dağarcığımızdan ortalama 338 kelimenin kaybolduğunu gösteriyor. Bu sessizleşme sürecinin başlıca nedeni ise tanıdık bir suçlu: Akıllı cihazlar ve dijitalleşen yaşam tarzları.
Artık acıktığımızda telefonla sipariş vermek yerine bir uygulamaya dokunmayı, markette kasiyerle muhatap olmaktansa insansız ödeme noktalarını tercih ediyoruz. İlk bakışta zaman kazandırıyor gibi görünen bu durum, insan bağlantılarını zayıflatıyor. 2005 yılında bir bireyin günlük olarak sarf ettiği kelime sayısı ortalama 16 bin iken, bu rakam 2019’da 12 bin 700’e düşmüş durumda. Bu, sosyal etkileşimde yüzde 28’lik bir kayba işaret ediyor.
Araştırma sonuçları, yaş grupları arasında dikkat çekici bir farklılık gösteriyor. Özellikle 25 yaş altındaki bireyler, her yıl yaklaşık 452 kelime kaybederken, yetişkinlerde bu kayıp 314 kelime seviyesinde kalıyor. Ekran üzerinden yapılan yazışmalar, iletişim biçimi olarak kabul edilse de, ses tonundaki sıcaklık ve vurgudaki samimiyetin eksikliğini asla telafi edemiyor. Uzmanlar, klavye tuşları arasında sıkışan bu yeni iletişim yönteminin toplumsal yalnızlığı artırdığı konusunda hemfikir. Bireysel ve batılı kültürlerde daha belirgin olan bu tablo, tüm toplumlar için bir uyarı niteliği taşıyor. Psikologlar, modern çağın en büyük sorunlarından biri olan yalnızlık karşısında en etkili çözümün, günde fazladan söylenecek o 300 kelime olduğunu vurguluyor.
